Zirveye Kamp Yolculuğu

Hızla giden bir arabanın içinde neşeli kahkahalarla ilerliyorlardı. Ormanlık araziye geldiklerinde kamp için güzel bir yer seçtiler. Yerler yağmur sonrası olduğu için oldukça çamur içindeydi. Toprak alınan her nefeste muhteşem kokusuyla can veriyordu. “Bir ömür burada yaşanır.” diğerine göre daha kısa olan Cenk. Aracı büyükçe bir ağacın gölgesinde kalacak şekilde yerleştirdiler. Uzun bir yoldan geldikleri için sıcak bir çay iyi gelecekti. Batu botlarını temizlerken “Termoslar ön koltuğun arkasında bulunan gözlerde” diye seslendi. Gün kararmaya başlamadan yerleşmeleri gerekiyordu. Etrafta kimseler yoktu. Bu ormanlık bölgeye ilk defa gelmişlerdi. Kuş sesleri ve ağaçların rüzgarda çıkardığı ses muhteşemdi. Kış aylarında etkinlik düzenlemeyi seviyorlardı. Son dört yıldır bu şekilde bir çok şehre gitmişlerdi. Aralarında üniversiteden olan tanışıklığın verdiği samimiyet vardı. Oldukça sıkı giyinmişlerdi. Üşümeleri mümkün değildi. Bir hafta burada kalacakları için bol erzak da getirmişlerdi. Belki de birkaç güne yer değiştirmeyi düşüneceklerdi. Şu anlık ortam güzeldi. İstanbul’dan Trabzon’a kadar oldukça yorulmuşlardı. Çay gerçekten iyi gelmişti. İkinci bardakları da ellerini ısıtmak istedikleri gözlerinden belliydi.

Yıldızları görmelerine iki saat kalmıştı. Hafif yağmur da çiseliyordu. Çadırları kurmak için aracı biraz öne aldılar. İki çadırın da ön tarafı güneye gelecek şekilde ayarladılar. Çelik çivileri hesapladıkları yerlere çaktılar. Çadır kumaşını da gerdiler. Çıtalar iyice yerleştirilmiş. Zeminde şişme yatak olacak, uyku tulumlarını üstüne bıraktılar. Her şey yolundaydı. Artık ateş yakmanın zamanı gelmişti. Acıkmışlardı. Cenk etraftan çalı çırpı topladı. Sporcu olduğu için kaslı bir yapısı vardı. Bir spor salonu işletiyordu. işleri de oldukça iyiydi. Yüzlerce kişiyi salonunda ağırlıyordu. Birçok kişinin istediğe forma kavuşmasına katkıda bulunmuştu. Beş dakika sonrası ateşi yaktılar. Üzerine mangal ızgarasını yerleştirdiler. Güneşin veda etmesi ateşi daha görülür kılmıştı. Etrafı görebilmek için bir de yanlarında getirdikleri ışığı yaktılar. Çadırın birinin giriş kapısının üstüne yerleştirdikleri ışık orayı gündüz gibi yapmıştı. Izgarada pişen etler dayanılmaz bir koku salıyordu. Yanında biraz salata, birkaç parça ekmek derken iyice doydular. ateşi söndürüp, etrafı topladılar. Biraz yürüyüş yapacaklardı. Ellerinde el fenerleri dağın eteğinden yukarı doğru çıkan bir patika buldular. Dağın tepesine doğru dönerek çıkmaya başladılar. İki tur sonrası iyice yüksek rakıma ulaşmışlardı. Oksijen oldukça iyi gelmişti. El fenerlerini kapatıp, gökyüzüne baktılar. Yıldızlar öyle güzellerdi ki. Sanki yanlarında gibi yakındılar. Işıl ışıl parlıyorlardı. O kadar yer gezmişlerdi ama böyle güzel manzarayla karşılaşmamışlardı. O an verdikleri bu karar hak verilecek cinstendi. Uzun ağaçlarla kaplı yemyeşil bir alan, oldukça yüksek bir yerde yıldızlarla yolculukta gidiydiler.

# Bir Tasarımcı