Sevince Telefonu Elimden Atamıyorum

Sevdiğimiz ne varsa sığar ya şu yüreğimize. Severiz hani şöyle boydan boya. Sebepsizce, bir şeyleri tarif etmeden. En çok da öyle güzeldir sevmeler. Severken daha bir mutlu oluruz. Hatta daha güzelleşir daha da bir sevimli bakış açısı gelir. Neden diye hiç düşündünüz mü? İnsan sevince bu denli kendinden geçip daha da kendine geliyor. Aslında sevdiğinizde anlıyorsunuz. Ama nedenini değil. Sadece sevmenin o efsununa kapılmanın tadını çıkartırsınız. Seversiniz hem de çok. Öyle güzel seversiniz ki elinizden telefon düşmez. Aklınızdan o, onun aklından da siz çıkmazsınız. Gün içinde her hareketinizi anlatma gereği duyarsınız. Sevda baloncuklarıyla birlikte hareket edersiniz. Her adım başka atılır. her atılan adım daha bir neşeli olur. Yüzünüz istemsiz gülümser. Yalnız olduğunuz o anlara inat der gibi şöyle göğsünüzü gere gere yürürsünüz. Severcesine tavırlarınız etrafınızda bulunanlar tarafından fark edilecek şekilde değişime uğrarsınız. Sevmek o denli güzeldir.

Biz neyiz?

Günler, aylar geçer. Geçerken elinizden düşmeyen o telefonun bile şarjı yetmemeye başlar. Ona atacağım diye çektiğiniz her fotoğraf karesi de bu tüketime konudur. Alçaklarda uçan kuşları dahi yakalamaya çalışırsınız. Yerde bir papatya görseniz onunla bir elinizin fotoğrafı da mı olmasın dersiniz. Görmediğiniz hatta farkına bile varmadığınız her detayın içine gömülürsünüz. Siz öyle yakın gelir ki doğa, dünyanın sizin için var olduğunu bir kez daha anlarsınız. İyi ki yaşıyorum dersiniz.

Günaydın mesajlarına sarmalar

Yaşam içinde sizi yoran bir şeyler olmaya başlar. O da biraz uykusuzluk biraz da telefona fazla bakmadır. Aranızdaki iletişim o kadar kuvvetlidir ki normal zamandan çok daha fazlasını almaktadır. Bu sizi öyle mutlu eder ki değer görmek değer vermek anlamı bile taşımaktadır. Aslında biraz daha az olsa dersiniz arada bir. Hatta aylar geçtikçe düzene oturtmaya çalıştığınız şeyde budur. Düzenli konuşalım ama bizi yormasın bu düzen dersiniz. Anlaşma sonrası artık telefonu belli aralıklarda bırakmaya başlarsınız. Birbirinizi tanıdığınız her gün daha da anlayışlı olursunuz. Sorgulamalar güvene dönüşür. Sonrası ne mi daha içten samimiyette iletişim. Daha kararlı ilerleyen bir ilişkiye dönüşür.

Önce sen kapat.

Telefona her an daha da az bakıldığında daha da içten rahatlama gelir. Onu da karşınızdakinin şu an ne yaptığını tahmin etmenizden gelir. Aylar sonrası herkesin rutini belli olmuştur. Bu da içinizde bu denli huzura dönüşmesine neden olur. Fakat artık daha fazla onu görme isteği oluşmaya başlar. Bu da içinizde telefon yerine buluşmalara iter. Onun yanında olmak isteme duygusu öyle ağır basar ki her uygun güzel günde bir çay içer ya da bir yemek yersiniz. Muhabbeti o kadar sarar ki gözlerine bakıp saatleri düşünmeden günün kararmasını beklersiniz. Sonra herkes evlerine gider ve içte büyük bir keyif veren bir durum vardır. Bu da size öyle iyi gelir ki içten içe aşk mı dersiniz. Ve gülümseyiş sonrası bir kitaba bir filme kendinizi bırakırsınız. Yanına da bir kahve yaparsınız. En güzel bu şekilde onu düşünmek güzeldir. Yanınızda o yokken onu düşünüyor, o varken de onu düşünüyorsanız anlayın ki durumlar fenadır.

Benimle evlenir misin?

Düşünmeler öyle artar ki sürekli yanınızda olmasını istersiniz. Öyle böyle sevmiyorum arkadaş daha bir başka güzel muhabbet dersiniz. Artık telefonu bile sadece buluşmalar öncesinde kullanıyorsanız anlayın ki artık uzaklıklar size göre değil. Bu da yeni bir aşama başlıyor demektir. Sonrası ne mi diye soruyorsunuz. Kısaca nişan, evlilik diyelim. Sonrada gerisini sizlere bırakalım.

Mutluluklar” mesajı atmak da güzel cevaplamak da…

# Bir Tasarımcı