Sabahlara kadar çalışmak

Ömrümüzde yüzlerce işler üzerinde çalışmalar yaparız. Hatta kendimizi o kadar kaptırırız ki yaptığımız işe birçok şeyi ihmal ederiz. Neyle uğraştığımızın bile farkında olmadığımız işlerin peşinde koşar dururuz. Zaman akarken durup düşünmeyi akıl bile edemeyecek kadar vaktimiz yoktur. Zihnimizin derinliklerinde neler oluyor umurumuzda bile değildir.

Bir an gelir sabaha kadar çalıştığımız o anı hatırlarız. Şöyle bir dalar gideriz. Ne güzeldi deriz. Kanlı bıçaklı çalıştığımız o geceyi unutmayız. Nedeni çok açıktır. Ömrümüzde öyle çalışmalarımız çok narindir. Eğer bir çalışmada uykumuzdan taviz veriyorsak. İşte o iş asıl amacımıza açılan kapıya yönelen adımdır. Azimle canla başla çalışmamızın nedeni de budur. Diğerleri zaman harcayan içsel dış kuruntu parçalarıdır. Rüyamıza konu olmayan bir iş ne kadar verimli olduğunu düşünelim. Hayatımıza ne kadar renk katabilir?

Hedeflerimiz doğrultusunda büyük bir sabırla resmen didinerek çalıştığımız her anı unutmayız. Çünkü bize dokunmuştur. Derimize, tenimize, dişlerimize, gözlerimize, ellerimize ve en çok da zihnimize. Acıyı hissettiğimiz bir şeyi unutamayız. Uykunun azizliğine rağmen çabalarımızın sonuç vermesini beklemek paha biçilmez bir duygu verdiğini unutamayız. Her oldurmaya çalıştığımız ama olmayışları unutamayız.

Sabahlara kadar çalışmakta gerçekten fazlasıyla büyük bir emek var. Bu çalışmanın üç dört günde zor toparlanmayacağını bile bile saatlerce günlerine katıp çalışmak. Muazzam bir his. Şu an olması gereken de budur. Zamana inat inadına çalışmak. Aldığın hazzın büyüklüğünü bir de o zaman gör.