Rutin Konfor Değildir

Aynalara bakamaz olduğunda anla ki artık yıllar geçiyor. Yıllar değiştikçe sen de değişiyorsun. Anla ki ezber bozan durumlarla baş başa kalıyorsun. Bir an bile senin yakanı bırakmayan olaylar silsilesiyle mücadele etmek durumunda kaldığında oldukça fazla zorlanacaksın. Başarıya ulaşamadıkların olacak. Yaralanıp düştüğün olacak. Kendini kaybetmeden kendini bulduğun zaman dilimlerinde ağlarken sesini dinleyeceksin. Ayağa kalkmak için beklediğin her an günler aylar geçmeye devam edecek. Bunu fark ettikçe daha da ıstırap çekeceksin. Ayaklarında çivilerle ilerlememek için bir şeyler yapmaya karar vereceksin. İşte böyle bir anda yanına alacağın en iyi tercih rutinlerin olacak.

Rutine almak diye bir kavram var. Seni geliştirecek her ne varsa düzenli olarak onunla ilgilenmektir. En basitinden kitap okumak seni geliştirecek olan bir şey bu bellidir. O halde hiç beklemeden rutine alman gerekir. Mesela her gün yirmi sayfa ya da haftada bir kitap şeklinde bir rutine alabilirsin. Spor yapmak da öyle haftada iki kez birer saat tarzında ayarlamalar yapabilirsin. Tabi bunlar en basitleri olsa da oldukça etkilidir. Hayatımıza öyle girerler ve bomba etkisi yapıp sizi olduğunuzdan farklı bir yere taşırlar. Sadece rutine alın ve izleyin.

Hayat bir hobi gibidir.

Sinema, tiyatro, opera gibi etkinliklere düzenli şekilde katılmak. Bunu her ay yapmak bilincinizde olumlu değişikliğe neden olacaktır. Bir müzik aleti çalmak, düzenli günlük tarzı bir şeyler yazmak, sosyal medyada paylaşımlar yapmak. Rutine alınan şeyler kazandırır. Bunu da anca zamanla göreceksiniz. Vücudunuzda, zihninizde o tadı aldığınızda değişimin başladığını ve daha da lezzetli geldiğini fark edeceksiniz.

Uykunun en verimli saatleri 22.00 – 04.00 arasında olduğu söylenir. O zaman uyku düzenimizi bu yönde ayarlayabiliriz. Bir deneyin derim. Gün içinde daha dinç olacaksınız. Hayatta “denemeden yanılma” diye bir prensip var. Bu sözü ilk duyduğumda nasıl yani demiştim ama yıllar geçtikçe anladım ki her deneyimde bir farklı güzellik var. Denemeden olmaz demek kazandırmıyor. Sürekli oyundan çekilmek bir şeyler yapmak için çabalamamak kazandırmıyor. Yaşamınıza renk de katmıyor.

Sabah erkenden kalktığımızı bir düşünelim. Herkes uyurken siz ayaktasınız. Dikkatinizi dağıtacak herhangi bir şey yok. Sadece siz ve sabah rutinine aldığınız ya da alacağınız şeyler olacak. Yazı mı yazacaksınız, içerik mi üreteceksiniz, kafa mı dinleyeceksiniz, spor mu yapacaksınız, güzel bir kahvaltı mı hazırlayacaksınız, yeni bir dil öğreneceksiniz, kitap mı okuyacaksınız, dua mı edeceksiniz? İşte bunlar için size ayrılan, aslında sizin kendiniz için ayırdığınız en güzel dilimdir güneş doğmadan önceki iki üç saat. Bize verilen anların değerini bilmek gerekir. Bunu da en iyi şekilde kullanmak bize kalmıştır. Günde daha çok saat aktif kalacağınızı fark edeceksiniz. Etrafınızdaki herkesten bir iki üç adım önde olacağınızı söyleyebilirim. Bırakın çevrenizi ne yapmak istiyorsanız yaptığınız bu yöntemle önce kendinizi aşacaksınız. Bu size öyle bir yeter ki siz aynadan kendinize baktığınızda gurur duymaya başlayacaksınız. O bakamadığınız ayna karşınıza daha çok çıkmaya başlayacak ve gözleriniz daha da bir başka parlayacak. Size iyi gelecek olaylara yönelin. Bırakın ötesi ötede kalsın.

Sevdiğiniz ne varsa hiç beklemeden yapın.

Telefonlara gelecek olursak. Bırakın elinizden düşsünler. Akşamları ve sabahları bakmayalım. Mesela uzun uzun saatlerce konuşmayalım. İlla konuşacaksak sesini dışa verin ya da kulaklık takıp spor yapın. Ona benzer şeylerde olabilir. Unutmayın boş yapmak size kazandırmak. O günü bir daha yaşayamazsınız. Güzel değerlendirmek bizim elimizde değil de kimdedir.

Hayat yolculuğumuzda bize en güzel şarkılar eşlik eder. Bolca dinleyin. Size güzel hissettiren şeyleri listeleyin ve rutine alın. Hem de hemen durmadan. Şimdi diyeceksiniz öyle kolay mı bunca şeyi yapmak. Elbette kolay değil. Zaten kolay olsa herkes yapardı. Farkı kalmazdı yemek yemekten. Keyif alınmazdı rutine almaların güzelliği. farklılığımızı ortaya koyamazdık.

Rutine almak için önce ufak ufak başlamak gerekir. Nasıl diye soracaksınız? Hemen anlatayım. Hayatınızda hiç rutininiz yok diyelim. Ya da küçüklükten kazandığınız birkaç davranışınız da olabilir. Şimdi onlara yenilerini eklemek istiyorsunuz. İlk olarak sürekli olarak yaptığınızda size katkı sağlayacak olan bir hobi benzeri bir şey seçiyoruz. Her şey olabilir. Yukarıda birkaçını sıralamıştık. Dijital eğitim derslerinden gidelim. Bir şan eğitimi satın aldınız. Ya da diksiyon eğitimi de diyebiliriz. Size faydası kaçınılmaz muhteşem bir şey olduğu apaçık ortadadır. Yabancı dil eğitimi de olabilir. Diyelim diksiyon eğitimini seçtiniz ve bu eğitimi her gün bir videosunu izleyip, egzersizlerini yapacağım diyebilirsiniz. Bir çizelge hazırlayıp her başarılı günde bir tik atmanız ekstra motivasyon sağlayacaktır. Zaten her gün yaptığınızda değişimi görmeye başlayacak ve moraliniz oldukça yüksek olacaktır.

Sürekli yapılan eylemler sizi yorabilir ve arada pes etmek isteyebilirsiniz. Bu nedenle şunu da unutmayalım ve hatta en önemlisi de budur. Rutinlerde “tolerans payı” da bırakın derim. Nasıl mı? Günlük hayatımızda çeşitli olaylarla karşılaşırız. Bu olaylar her zaman karşımıza çıkmaz ama karşılaştığımızda o gün yemek bile yemeği bırakabiliriz. uykumuzda da fedakarlık etmiş olabiliriz. Ya da bir yolculuğa çıkabilir ve ilgilenemeyiz. Bırakın hepsini içimizden o gün hiçbir şey yapmak gelmiyordur. İşte öyle anlarda bırakın rutini yapmayın. tolerans payınız bu olsun. Bunu ara verme gibi düşünmeyin. Hemen ertesi gün ya da diğer gün kaldığınız yerden devam edin. Yoksa artık yapmak istemeyecek ve rutini bırakacaksınızdır. Hele de haftalar geçtiyse aradan bir daha başlamak sizi itici bir olgu olarak gelecektir. Bu sonuç istemediğimiz türden bir şeydir. Tabi artık yapmak istemediğiniz size faydası olmayan ya da artık onun yerine gelecek yeni şeyler için bırakmalar olabilir. Tolerans payını en az şekilde kullanmaya dikkat etmek gerekir. Ve ara verilen her rutin geçmişte yapılanlar arasına girmeye hazırlanıyordur. Kendinizi iyi tanıyın ve bu yönde denemeler yapın.

Duruşunuzu düzeltin size iyi gelecek.

Rutinlerde 21 gün kuralını duymuşsunuzdur. Sürekli yapılan bir davranışa dönüşmesi de 6 ay gibi bir süre alır. Fakat bu süreler de kişiden kişiye değişecektir. Baktınız her şey yolunda ve gelişiyorsunuz. Her şey yolunda hemen yanına bir tane daha rutin almayı deneyin. Korkmayın daha güzel olacak. Alışacaksınız. Kendinizi daha değerli hissedeceksiniz. İlgi alanlarınız değişecek. Bakış açınız, duruşunuz, sözleriniz değişecek. Bu gibi sonuçlara hazır olun. Her biri sizde pozitif etki yapacak.

Rutine almak neden bu kadar zor? Aslında zor değil. Sadece konfor alanından çıkmakla ilgili. Alışılmışın dışında bir şey yapmak istemezsiniz. Her şey böyle daha iyi dersiniz. Beyin size gayet böyle güzel devam et gibi sinyaller yollar. Aslında bunu ondan önce çevreniz size yollar. Siz de onlara kulak verirsiniz. Rahatlık güzeldir. Ekstra bir şeyler yapmak istememeniz gayet normaldir. Zaten o yüzden aynı anda birden çok hatta onlarca şeylerle ilgilenen kişiler kazanır. Başa çıkmayı, kontrol etmeyi, kendilerine verilen zamanı en iyi şekilde kullanmayı, sorun çözmeyi, plan oluşturmayı, değişime ayak uydurmayı, bulundukları yere göre şekil alabilmeyi öğrenmişlerdir. Bunları o kadar çoğaltabiliriz ki inanamazsınız. Yaşayın görün derim.

Konfor değil, rutin konfor demek değildir. Alışılmışın dışına çıkmak çok ağır bir şeydir. Üstünüzde öyle bir yük var gibi hissedersiniz. Üstesinden gelmek güçlü bir irade gerekir. Planladığınız zamanda o eylemleri gerçekleştirmek için çırpınmalar oldukça zordur. Kendinizi kazanmak için kendinizden verdiğiniz bir grup eylem gibi gelecektir. Ben zaten kendim böyle daha iyiyim diye aldatmaca cümleler kuracaksınız. Acı çekmek istemeyeceksiniz. İşte o yüzden rutin konforlu değildir. Kazanımları konfora ulaşmanızı sağlayacaktır. Uzun bir yolculuk olduğu ortadadır. O yüzden çoğu kişi yola çıkar, yorulur ve bulunduğu yerde bırakır. Ortamı terk eder. Sonra ne mi olur? Hayata sıradan kaldığı yerden devam eder. Kötü bir şey yok elbet bunda da. Fakat daha iyiyi seçmişken vazgeçmesi onu yine başladığı yere atmıştır. O yüzden neden başladığımızı arada bir tekrarlayalım. Bu yolda motivasyon önemlidir. Zinciri koparmayalım.

Gülümseyince her şey daha güzel.

Hadi o zaman bir rutine doğru yelkenleri açalım. Sonra yelkenleri bir bir çoğaltalım. Hatta tekneleri de çoğaltalım ve hatta denizleri aşalım. Bu güç, bu enerji bizde mevcut. Sadece farkına varalım. Sonra da o aynanın karşısına geç. Oradaki senin barışıklığını hayat boyu gör.

# Bir Tasarımcı