Mutluluk kovalamayana gelmez

Her şey boş gibi gelir…

Öyle bir an gelir ki kendini boşlukta hissedersin. Tam anlamıyla bir boşlukta hatta boşluğun ta kendisi hissedersin. Düşündüklerin artık boş beleş kazançlardan başka bir şey değildir. Hiçbir yaraya merhem olmayan dermanlara sığınırsın. İşe yaramazlar. Bu yetmezmiş gibi yarayı daha da büyütürler. Kapanmaz bir derde düşersin. Arkadaşların haline güler olmuştur. Anlatmamak en güzeli dersin. İçine kapanırsın. Tek kalmak da bir çözüm yolu mudur onu da bilmeden içinde yalnızlaşırsın. Sade bir hayat yolunu tercih edersin.

Bir süre sonra kafana taktıklarının daha da üzerine gelir. Durun gidin benden ne istiyorsunuz demeden kabuslarına kavuşursun. Güpegündüz yeni bir macera seni sürükler. Her yerdelerdir. Gözlerinin baktığı her yerde bela gibi onları görürsün. Hayal meyal hatırlarsın gördükten hemen sonrasında düşüncelerinin boyut bulmuş hallerini. Aslında hepsi güzel şeylerdir. Ama onların sende olmadığını anlaman saniyeler sürmez. Yaşayanlara yetişemiyorsundur.

Gördüğün her yeni olay seni daha da şoka sokar. Ne yapacağını bilemez ve atacak adımın kalmadığına inanırsın. Evet, tam da olmayan boşlukta gibisindir. Seni saran ama aslında olmayan koca bir boşlukta. Girdap gibi etrafında döner. Sen tam da olayın kalbindesindir. Sıkışırsın. Köşe bucak kaçacak yer arıyorsun. Onda da bilincine yenik düşüyor. Kalıyorsun bir adım bile atmadan. Ellerin şakaklarında dizlerin kalp hizanda ağlamaya başlarsın. Tek bir gözyaşı dökmeden hıçkırıklar tınlar az eşyalı odanda. Yankılar vücut bulur. Senle çoğalır. Seramik döşeli soğuk zeminde yığılır kalırsın. Üstünü örten aralık pencereden esen rüzgardır. Organların titremeye başladığında uyanma vaktinin geldiğini anlarsın.

Su dersin. Susadım. Hafif doğrulur bardakta kalan son damlayı içersin. Yetmez. Musluğu çevirirsin ki koca bir homurdanma işitirsin. En yakın bakkal dersin. Üstünün başının kir pasına bakıp evden çıkmaz istemezsin. Yüzün de zihnin kadar dağınık. Gözlerini ovalayıp bağcıkları bağlayıp kendini dışarı atarsın. Adımların sıklığı çevredeki rahatsız eder. Sana bakarlar. Umurunda olmaz. Hedefin parktaki çeşmedir. Elindeki küçük şişeyi ve mideni doldurursun.

Yüzüne vuran ilk damla seni başka birine çevirir. Yukarıya bakarsın. Göğe doğru. Ağaçların arasından sana göz kırpan güneş ışınları gözünü alır. Bu da neyin nesi şimdi daha yeni uyandım demeden bakışlarını ayırmazsın. Dallar arada bir sallanır. Adeta arada kaybolan bir ışık oyunudur. O kaybetti der eve dönersin. Musluklardan su geldiği keşfettiğin an banyoya gidersin. Sularda kaybolursun. Tenine değen her molekül derine karışır. Su gören toprak gibi canlanırsın. Düşüncelerin de filizlenir.

Kendine bir şans verme zamanı gelmiştir. Negatifleri bir kenara bırakırsın. Öncelikle evini bir güzel temizlersin. Şu pencerenin de menteşesini de değiştirdin mi tamamdır dersin. Sıra derin düşüncelerindedir. Tüm boş şeyleri öte kenara atarsın. Net bir tavırla işim olmaz sizinle dersin. İlgilenmeyince hepsi de kaybolur. Eline bir not defteri alıp olabilecek tüm yapabileceklerini yazarsın. Tikler atarsın yanlarına ilk başladıkların içindekilerdir. Hepsini birer birer yaparsın.

Sırada iş bulmak vardır. Bu da fazla sürmez. Kendine gelen öz güvenin sayesinde tecrübeni konuşturup en güzelinden bir iş kaparsın. Birkaç yıl geçer. Yeni ev, yeni iş derken biriyle tanışıp yuva kurarsın. O gün yazdığın maddeleri tiklerle doldurmaya devam edersin. O günden on yıl sonra da üçüncü çocuk için doğumhane kapısında bekler bulursun. Bir kız bir oğlandan sonra bir kızın daha olur. Dört yıl sonra da kendi işini kurmuş yanında yirmi kişi çalışmaktadır. Tiklere devam ediyorsundur.

Dünya turuna çıkma vakti gelmiştir. İşler kendi kendine devam edebilecek hale geldiğinde ailenle çıktığın tur yıllar sürer. Arada bir kısa molalar halinde epeyce gezmişsindir. Bir yandan iş bağlantıları da yaptığın seyahatlerde binlerce insanla tanışmışsındır. Yardıma ihtiyacı olan tanıştığın herkese elini uzatmışsın. Hayatında yıllar geçtikçe daha da gençleşmişsindir. Zihnin rahatlamaya başladığı her an bir meşguliyet bulup üzerine gitmişsindir. O da ne artık dedesindir. En büyük kızının ikizleri olmuştur. “O gün halimi görmelisiniz” diye bir kitap yazmışsındır. Son nefesini verirken yanında ailen vardır. Mutlusundur.

Mezar taşında şunlar yazar: “Mutluluk kovalamayana gelmez.”