Kırmaktan ne anlıyoruz

Kolaydır. Eleştirmek, üzmek, zarar vermek, bozmak, yıkmak, hırpalamak, yok etmek. Kolaydır işte. Yapıcı olmanın karşısında ne varsa her şey kolaydır. İnsanlara kolay gelir. Böyle davranmaktan ne anlıyorsak. ya da ne yapmak istediğimiz bile farkında olmadan da yapsak yine de kırıcı yıkıcı oluyor.

geçen gün bir video izlemiştim. Orada bir kadın hadi bu kağıda hakaretler etmesini onu üzmesini ve duymak istemediği sözleri söylemesini istemişti. O da başladı söylemeye. Her yeni sözde elindeki kağıdı biraz daha buruşturuyordu. En son elinde kırıştırılan bir kağıda dönüştü. Şimdi de yaptıkların ve söylediklerin için özür dile dedi. Ve kadın söylemleriyle onun kalbini tekrar kazanmaya başlamıştı. Her güzel sözle kağıt biraz daha düzeltiliyordu. Fakat son olarak kağıt iyice düzeltildiğinde bile onlarca kırışıklık kalmıştı. Sonuç olarak ilk başladığın noktaya ne yaparsan yap gelemezsin. Artık eskisi gibi olamazsın. Gerçekten de öyledir. Hiçbir zaman eskisi gibi olmaz. Bu durum insanlar içinde geçerlidir. Hiçbir zaman kırılan kalp eskisi gibi olamayacaktır. Hep acıtan bir tarafı kalacaktır. Bu da bize önce kırmamanın önemini anlatmaktadır.

Unutmayalım ki zaman geri getirilemez. Sevmeyi her daim yaşadığımız saniyelere yayalım. Anlık çıkarlar uğruna ya da boş eylemler için kimseyi incitmeyelim. Ne bir kelebeği ne de bir bitkiyi. Çevremizin değerini bilelim. Zaten tanımadığımız kimseye zarar veremiyoruz. Tanıdıklara bunu yapmayalım.