Trende Sabah Sersemliği

Tren hızla yol alırken rüyalar görmenin heyecanını yaşarken sabah olduğunu anlayan biyolojik saati uyanmak istedi. Pencereye doğru olan gözleri hafif aralandı. Gün aydınlanmaya başlamasına daha vakit vardı. Sağda bulunan yan koltuğa doğru başını çevirdi. Derken o da ne öyle! Bu nasıl olabilirdi? Bir kadın yan koltukta oturuyordu. Anlaşılan hâlâ uyuyordu. Uyanamamış olmanın sersemliği içinde onun da uyuyor olduğunu fark etti. Başını tekrar sol tarafa çevirip, rahatlamak için ayaklarını uzatıp kendine doğru çekti. Ellerini de uzatıp esneme hareketleri sonrası tekrar uyumaya devam etti. O kadının orada ne işi vardı? Yanlış bilet mi almıştı? Yok yok vagon vagon gezen kişilerden olsa gerek. Boş koltuk bulunca gelip oturmuştu. En son yan koltuk doluydu, bir beyefendi vardı. Ona ne oldu? Sabaha kadar ne olmuştu diye düşünürken yine uykuya daldı.

Gün biraz aydınlanmıştı. Yine çevirip baktı hâlâ uyayan bir kadın yanındaydı. Arada bir çanta bir de koltuk koçanı vardı. Herkes kendi alanındaydı ama bu şekilde koltuk satışı da yapılmıyordu. Şaşkındı. Durumu ne zaman anlayacağını bilmeden kafasını tekrar sola çevirip, uyumaya çalıştı. Bir on dakika sonra ayakları uyuştuğu için ayaklarını koyacağı yere bakarken yan koltukta kimsenin olmadığını fark etti. Yok artık. Bir anda tekrar bakmak istedi. Gerçekten de kimse yoktu. Ama az önce vardı. Evet vardı, emindi. Hatta üç kez farklı zamanlarda görmüştü. Belki de ineceği yere gelmiş ve inmişti. Ama en son gördükten sonra tren hiç durmamıştı. Belki de lokantanın olduğu vagona geçmişti. Her ne olduysa şu anda yoktu.

Montunu dizlerinden alıp yan koltuğa bıraktı. Bacaklarını kırık bir şekilde ikinci koltuğa doğru attı. Montunu da açıp bacaklarına kadar örttü. Biraz da bu şekilde uyuyacaktı. Genelde sabah uyandıktan sonra tekrar uyuyamazdı. Denese iyi olacaktı. Çünkü kendini pek de iyi hissetmiyordu. Biraz bu şekilde yol aldı. Gayet de bu durum hoşuna gitmişti. Tren rayında giderken uyumak güzeldi. Herkes bir bir uyanmaya başladığı başlattıkları sohbetlerinden anlaşılıyordu. Şöyle bir etrafa baktı. Derin uykuda olanlar da vardı. Ne de güzel uyuyorlar. Öndeki koltuklar çoktan boşlamış. Yeni kişiler gelmişler. O uyurken burada çok şey değişmişti anlaşılan. Sen uyusan da hayat devam ediyordu. Bunları düşünürken yine dalıp gitti.

# Bir Tasarımcı