Hayat sohbetle güzel

Yaşantımızın her evresinde farklı gereksinimlerimiz vardır. Aklımıza onlarca hatta yüzlerce ihtiyaçlarımız sıralanır. Fakat bunlardan bir tanesi vardır. O da konuşmaktır. İnsan anlatmak ister. Dinlemek ister. Yaşadığı bir anı ya da oluşan olayları anlatmak ister. Olmayan, hayalini kurduğu şeylerden bile bahsetmek ister. Paylaşmak doğasında vardır. Bu öyle bir olgudur ki hayvanlara veya bitkilere yaklaşırken bile konuşur. Kediye yiyecek bir şeyler verirken, bitkileri sularken ya da sabah uyandığında odasında gördüğü örümceğe bile günaydın derken hep bir konuşma halindedir.

İnsan paylaşmayı o kadar çok sever ki bu konuşma olayı canlı cansız fark etmez. Arabasıyla, bisikletiyle, pateniyle konuşur. Hatta biraz daha küçüklüğe inecek olursak. Misketiyle bile konuşur. Hadi sen bu oyunu kazabilirsin der. Ona güvenir. Sonra zamanla eşyalarla arasında bağ oluşur. Elindeki ince belli çay bardağı en iyi arkadaşı olur. Kimisinin bambaşka renklerde kupaları vardır. Duvarda asılan tablolara bakarlar. Ne günlerdi ama dedikten sonra kendileriyle konuşmaya başlarlar. Belki de en kendimizle konuşuruz. Bunu yalnız kaldığımız her an yaparız. Canlılar ve cansızlardan uzak kaldığımız anlar o yüzden paha biçilmezdir.

Yaşamımızda sohbet büyük yer kaplar. Sohbet konularımız her an değişse de zamanlaması mükemmeldir. Kimi zaman dialog kimi zaman monolog olsa da kendimizi iyi hissettirir. Gülümsetir. Zaten gülümsediğimiz her anda daha çok yaşadığımız anlarız. Muhabbet, belki de bu yüzden güzeldir.