Gün içindeki sarmala takılma

Sisli bir şehir sabahına uyanırsın. Bir beş dakika daha dersin. Tavanı seyre daldığın bu süre dolmak üzeredir. Yorganı üzerinden attığın gibi gece birkaç yudum aldığın bardağa yönelirsin. Bardak boşaldığında onunla birlikte mutfağa gidersin. Kendine gelmen uzun sürmez. Bir de eşlik eden çalan ezgiler vardır. Arada bir eşlik etmeyi de seversin. Ilık bir duş ve sıcak bir çay iyi geleceği kesindir. Rutin olarak herhangi bir renk gömleğini seçer ütülemeye başlarsın. Ona uygun bir kravat da tamamlandığına göre hazırsındır. Saate bakarsın o da ne yıllar var. Olsun der gün doğmadan yola çıkarsın. Kış günü arabanın camları bembeyazdır. Kar için erken bu bildiğin buz klimayı açar beklersin. Bu arada elinde bir bez ısınan buzun çözülmesine yardımcı olursun. Araca geçtiğinde ısınmış olmasına sevinir emniyet kemerini takarsın. Radyoda çalan müzik demek isterdim ama bu aralar sade ve sadece müzik dinlemek istersin. Hareketli parçalar eşliğinde sabah yolculuğu başlar.

Yolda diğer araçları seyretmek gerçekten paha biçilmez. Aracın yol tutuşu seni mutlu eder. Arada bir gülümsediğini sen de farkına varırsın. Trafikte akanların arasında olmak farklı bir duygudur. Hız sınırına aşmadan kurallara uyarak aldığın yolun yarısına denk gelen bir kırmızı ışıkta beklersin. En çok da burada beklemeyi seversin. Yolların birleştiği bu nokta akışı seyir için birebirdir. Aynadan arada arkaya bakarsın. Kimi zamanda burada dururken telefondan fotoğraf çekmesi çok hoşuna gider. Tek bir kare ve yeşil sonrası hep beraber yarış halindeyiz gibi devam ediyoruz. Aslında garip yüzde doksan sekizi sakin gidiyor. Kendi halinde araç kullanıyor. Her yerde olduğu gibi süratli şerit değiştirenler trafiği atar damarı gibiler. Onlar olmasa yollar sessiz sakin çöl gibi. Herkes onların gibi gitse o zaman ne yaparlar şaşıyorsun.

Otobüsler en güzel yolculuk yapanlar diyebilirim. Sabit hızla sürekli yol alıyorlar. Önlerinde yavaş bir araç varsa sinyal yakıp yollarına devam ediyorlar. Ama nasıl yapıyorlar bunu anlamış değilim. Hızları da yavaş da değil. Tam kurallarına göre gidilen maksimum hızdalar. Hiç unutmam bir defasında uzun bir yolculuk sırasında sürekli molalar vermeme rağmen bir üzerimde bir halsizlik var. Yolun yüzde sekseni bitmiş artık varış çizgisine yakın yerdeyim sayılır. Resmen yol gözümden kayıp gidiyor. Artık manevra yapamıyorum. Dinlenme için de pek uygun bir yer yok. Zaten beş dakika öncesinde moladan çıkmışım. Bir otobüsle aynı istikamette ilerliyoruz. Dedim birlikte gidelim. Onu takipteyim. Yaklaşık aynı hızla sinyal verirse ben de veriyorum. Durursa ben de duruyorum. Arada da epey mesafe bırakmama rağmen otobüsle benim arama kimse girmiyor. Beni sollayan otobüsü de solluyor. Bu muhteşem bir olaydı. Ben gönül rahatlığıyla yolculuk yapıyordum. Koca otobüsü takip etmek iyi fikirdi. Bu şekilde sanırım yarım saat ilerledik. Sonrasında yolculuk bitti. Hatasız kazasız atlatmış olduk. Dinlensen de geçmeyen yoğunluk halinin bu yöntem ile hatalar yapmasının önüne geçmiştim.

Yol aldıkça gün doğumunu izlemenin keyfini yaşıyorsun. Yavaştan o turuncu seni büyülüyor. Ne de güzel bir renk. Sade bir renk de değil aslında her rengi barındırıyor gibi. Güneş gözlerini kamaştırırken araç iyice ısınıyor. Hafif camı indiriyorsun bakıyorsun ki buz gibi. Elbette gittikçe bitmeyen yol yoktur. Kendine bir park yeri seçiyor. Çantanı alıp işe koyulmak için adımlarını sayıyorsun. Asansörler yine bekletiyorlar. Boş gelince sevinmeyenlerdensin. Her zaman için hoş bir günaydın demek güzeldir. Bu seferlik de böyle olsun. Başlıyorsun o proje bu proje derken saat ilerlemiş. Öğle arasında biraz dışarı çıkıp geziniyor çevreyi gözlemliyorsun. Sonrası tekrar iş ve zaman zaten hızlıdır. Gün kararmaya başlamadan çıktığın yol sonrası eve sokak lambaları yanınca varıyorsun. Yine park yeri kalmamış. Mecbur yolun yamaç yerine park edeceksin.

Mutfağa geldiğinde o bardağı görüp gülümsüyorsun. Ne haber dercesine. Bir şeyler hazırlayıp komedi filmi eşliğinde yiyorsun. Bugün erken yatmak lazım diyorsun. Eline aldığın kitap sarınca yine geç oldu demelerin başlıyor. Macera yarım bırakılmazdı. Aklında soru işareti kalmadan bir celsede uyuyorsun. İşte böyle bir gün yaşadığın.