Gökkuşağı renklerine tutulmak

Şehir hayatında bunalmak diye kabul gören bir tanım var. Buradaki altın kelimeyi bunalmak olarak belirleyelim. Tek başına bile derin anlama sahip olarak duran bu kelime insanı negatife çekiyor. Anlamı tek düzelikten başlıyor ve sıkılmaları da geçiyor. Bitkin bitap daha neler neler. Neredeyse değinmediği anlam yok. İçinin kararması bile diyebiliriz. Mevcut durumdan çıkmak isteme dürtüsü aktif olarak hissediliyor. Bitsin artık şu an denilen berbat bir durumdan kurtulma arzusuyla yanıp tutuşan birine yakışan bir söz haline geliyor.

Göçler sonrası şehirleşmenin artması sonucu modern hayat diye tabir ettiğimiz bir yaşam biçimi oluştu. Zamanla bu hayat alışılmış onlarca yüzlerce eylemlerin sürekli tekrarlaması ile devam etti. Kişi ev iş arasında kilim dokudu. Arada sırada sosyalleşme adı altında buluşmalar derken yaşamlarının çoğunu buralarda harcadılar. Partiler, toplantılar, organizasyonlar derken yıllar yılı kovaladı. Geçmişten süregelen yeşil arazi kültürü gitgide yok olmaya başladı. Bu yok oluş iki nesil sonrasında daha da hissedildi. Şehirlerde büyüyen çocuklar toprak yerine betona alıştı. Küçük parkların olduğu sitelerde büyümeye çalıştılar. Mahalle arkadaşlığı yerine apartman arkadaşlığına bıraktı. Artık çoğunda bu da yok. Komşusunu tanımayan o kadar çok aile var ki burada dile getirmeye bile gerek yok. Nedendir bilinmez. Güven mi desem yoksa paylaşma korkusu mu ya da farklı bir şeylerden dolayı mı bilemiyorum. Selam verdiğin kişi bir sonraki gün hiç tanımamış gibi yanından geçiyor. Zaten bir daha ki seferi aylar hatta yıllar sonra oluyor. Göremiyoruz kapı komşumuzu ki tanışalım. Gidip gelmeler artık zaten yok. Evde o kadar çok uğraşımız var ki misafir ağırlamayı üşenir olduk. İnce belli bardakta çay ikram etsek yeterdi. Nerede o eski günler dedim şu anda ama nedenini bilemeden. Ya da şu küçük telefon ekranları mı bizi dar düşünmeye itti. Ya da geniş bakış açısı kimseye merhaba demeden özgürce dolaşmak mıydı? Bilemiyorum.

Kaçalım. Nehirlerin aktığı kuzuların sesleriyle yankılanan yerlere gidelim. Sabah yüzümüzü yapraklarda biriken suyla yıkadığımız yerlere gidelim. Tut elimi hadi gökkuşağını izlemeye bahçeye çıkalım. Yağmur sonrası seyre doyalım. Renklerde seni bulayım. Göz bebeklerimde sevgimi oku. Renkler sana can versin. Tüm gökyüzünde kalp atışlarımız duyulsun. Haykırışlar sevda masallarına konu olsun. Yağmur sonrası bir renkte buluşalım. Sen gel sekizinci renk olalım.