Anlık yalanlar atlası

Sanki sözleri anlaşılmıyor gibi konuşuyor. İnsan söylemedikleriyle de konuşur. Anlayan olmasa da karşısında yine de konuşur. Konuştukça boğulduğunun farkında bile değildin. Tek doğrular ondan çıkıyormuş gibidir. O öyle hisseder. Hisselerinin çok kuvvetli olduğunu savunur. Öyle bir zaman geçer ki kendine geldiğinde anımsar o anları ve ben neler yaptım der. Ama her şey çok geçtir. Zaten yalanlarına da inanan yoktur. Öyle çok insan öyle çok anlam kaybetmiştir ki hayatında yaptığı en kötü eylem konuşmak olmuştur.

Kalbimizden geçtiği gibi konuşmak gerekir. Öyle narin öyle saf olur ki şaşırırsın. Her daim dosdoğru bir hayat sürmek gerek. İnsan önce kendine inanmalı. İnandırmalı değil. Yaşarken her an ancak böyle güzel gelir.

Anlık söylenen her doğru olmadan çıkan kelimeler topluluğu sonrası oluşacak havuza hâkim olmak büyük bir beceri ister. Büyük atlasta yüzmek zordur. Kısa süre sonrası elbet fire verecektir. Bunu bile bile neden değil mi?